Gerçek düş mü?

10:11 Posted by inge

Blue Jean dergisinin twilight eklerinden birini karıştırırken –asla twilight fanı olmadığımı da belirtmeliyim, zaten yazacağım fikre de bu nedenle kapıldım sanıyorum.- Stephanie’nin şu Edward’ı rüyamda gördüm açıklamasına takıldım. Nedense bana hiç inandırıcı gelmedi. Belki çok üstün körü anlatılmış olduğundan, belki de kitabın popülaritesini arttırmak için oynanan bir satış oyunu gibi göründüğünden. Ama sonra düşündüm de bunu ilk yapan yazar Stephanie değildi. Birçok yazar karakterlerini gördüklerini iddia etmemişler miydi? Gerçi bunların da birçoğu inandırıcı gelmemişti bana. Daha sonra aklıma en yakın arkadaşımın güpegündüz müzik dinlerken gördüğü o düş geldi. Umarım onun kadar net anlatmayı başarabilirim. Beyaz bir boşluk düşünün, bu boşluğu kaplayan şeffaf buz kristalleri ve tüm bunların ortasında, görüp görebileceğiniz en muhteşem hatlara sahip, tasvir edilemeyecek kadar beyaz tenli ve bunun tam tersi simsiyah kirpikleri ve simsiyah uzun düz saçları olan bir kız. Başı hafifçe eğik, bakış açınızdan sadece kâküllerinin gözlerinin üzerinde bittiğini ve uzun, sık kirpiklerini görebiliyorsunuz. Sonra başını kaldırıp, hafif yana eğerek size dönüyor, dolgun kırmızı dudaklarının ucunda buruk, varla yok arası, alaycı bir gülüş… Asıl sizi vuransa o güzel yüzün gözlerinin kapalı olması. Işık alay edercesine vurduğunda kızın göz kapaklarının şeffaf ipliklerle yanaklarına dikili olduğunu görüyorsunuz. İplikleri ışık vurmasa göremeyeceksiniz neredeyse.

Şimdi soruyorum size, bu sahneden bir hayat yazamaz mısınız? Gördüğü şey, bir birikim aslında, bir sürü görüntünün birleşip farklılık yarattığı mucizevî bir an. Aslında bu an ona özel ve bu yazıyı yayınlamaya o karar vermeli. Konuya dönersek, eğer Stephanie bize bu kadar net, bu kadar gerçek bir görüntü sorsa şüpheye düşer miydik? Hayır, kesinlikle hayır! Ama bir çayırın ortasında, güneşli bir günde, uzanmış yatan bir kız fazlasıyla yapay geliyor gözüme. Teşekkür ederim, bana şüpheyi hediye edene!

0 yorum:

Yorum Gönder